25 Temmuz 2008 Cuma

tribute to ezginin günlüğü

teşekkür ederim bana yaşattığın her şey için. Ne çok şey değişti yıllar içinde. Çocuklar büyüdüler çoktan, ağaçlar artık gölgesinde uyunacak kadar ulu, , kuşlar defalarce gidip geldiler göğü ve o gün doğan kedilerin çoğu artık ölü. odalar değişti en çok, yastıklar ağır ağır çöktü, duvarlar sarıydı o zamanlar ve yazılanların hepsi kayboldu


Değişmeyen tek şey yokuşlardır ömür boyu.

10 Temmuz 2008 Perşembe

Pink Floyd grubundan dinliyoruz.

şu on dakika geçsin diye bir saattir saatlere bakıyorum; sadece 2 dakika geçti henüz.

24 Haziran 2008 Salı

beni bekleme kaptan

hayatım boyunca çalışmadan yaşamanın yolunu aradım. Belki, o yüzden yorgunumdur.

23 Haziran 2008 Pazartesi

masal masal içinde

Elime tırmanıp yeni ufuklara açılan karıncanın akıbetini merak ederken, cumartesi gün bir karıncayı daha elimde dolaşırken buldum. İlkini bıraktığım yere saldım onu da. Umarım birbirlerini bulmuşlardır. Kral karınca en yakın arkadaşını görünce ağlamış ve koşarak sarılmıştır belki ona.

18 Haziran 2008 Çarşamba

playing god

Ben kimim ki tanımadığım bir insanın karnını doyurayım. Nasıl karar verebilirim kimin tok kimin aç yatacağına. Zengin olayım, 3-5 çocuğa burs vereyim, şehrin bir köşesine aş evi kurayım ya da körlerin hayatını kolaylaştırmak için uğraşayım. Diğer mahalledeki açlara, sağır dilsizlere, yoluma çıkmayan dilencilere karşı hiç sorumluluğum yok mu?

16 Haziran 2008 Pazartesi

85%

bir karıncayı yuvasından alıp onun boyutları için gerçekten uzak bir alana bıraksak geri dönebilir mi? ya da orada yeni iş arkadaşları mı edinir. Belki de civardaki işçiler onu aralarına almazlar yada kendi krallığını kurar. yeni bir yuva yeni bir başlangıç. Ne de olsa o çok gezmiş maceracı ve sırf bu yüzden karizmatik bir karıncadır artık. En güzel senaryo bu sanırım.
Karınca olmak hiç de kolay değil kanımca.

1-2-3 yetmez

Futbolun politik doğrulukla uzaktan yakından alakası yok. Maalesef herkes bir Tugay Kerimoğlu değil.
Fatih Terim mahallenin bakkalı olsaydı alış-verişten itina ile imtina ederdim. Volkan komşum olsa çoktan kavga etmiş ve tahminen fena bir dayak yemiş olurdum. Emre Belozoğlu için söylenecek çok şey var ama ayıp olur.
Fakat gol olunca seviniyorum işte, Taraftar değilim ama taraf tutmayınca spor çok da eğlenceli değil.

27 Mayıs 2008 Salı

Dünyanın En İlginç Hayvanları

Dünyanın en hızlı koşan, yüzen, uçan hayvanları olarak bilinen canlılar için yeryüzünde bir tek rakip vardır. Varlığı çok az kişi tarafından bilinen bu hayvanın bu özelliği doğadaki görevi ile kıyaslandığında o kadar önemsiz kalır ki, Kolombiya’dan Çin’e kadar yayılmış az sayıdaki araştırmacı da olmasa (aslında sadece iki kişi olan araştırmacılardan Çin’de yaşayan Cherry Tsang ölüm döşeğinde ve o öldüğümde yazacağım kaybolan meslekler konulu yazı için şimdiden Kolombiyalı araştırmacı Mösyö Himenez ile görüşmelere başladım) bu hayvanların kimi öelliklerini asla bilemeyecektik.
Neye benzediğini sorarsanız ben hiç görmedim, resmini çiz deseniz çizemem ama kısa tüylü küçük kafalı, bir köpeğin gözünde ancak bir kedi büyüklüğünde fakat bir fareye göre neredeyse aynı kedi boyundadır. Bu hayvanın bir sinek kuşunun kanatlarından çok daha hızlı çarpan (ve aerodinamik olarak daha gelişmiş) çok sayıda kanadı vardır ve tabi ki bacakları ve solungaçları en az kanatları kadar güçlüdür ve zaman dışında bildiğimiz tüm boyutlarda hareket edebilir. Yine Madam Chang’ın son verdiği bilgiye göre kulaklarının arasında yeni yeni gelişmeye başlayan ve kimsenin daha önce buna benzer bir şey görmemesi sebebiyle anten olarak adlandırdığı ne idüğü belirsiz organ kısa bir süre içinde zamanda yolculuğa imkan verebilecek büyüklük ve hassasiyete ulaşacak. Fakat bunu Madam’ın yaşlılıkla birlikte artan sanrılarına yormak da mümkün olabilir.
Bu özellikleri dışında bu hayvanların niye bu kadar önemli olduğunu hala merak edenler varsa bundan sonrasını dikkatle okusunlar. Onlar hayata dair aradığınız tüm cevapların taşıyıcılarıdır. Onu gördüğünüz anda eğer aklınızda bir soru varsa birden bire bulursunuz cevabı. Madam Tsang ve Mösyö Hİmenez’in aklındaki soruyu tahmin etmek tabi ki çok kolay onlar bunun ne menen bir yaratık olabileceğini düşünüyorlardı ve bilim aşkları onların başka sorulara cevap aramasını engelledi ama sizde tanrının bu mükemmel yaratığını görmek isterseniz daha hızlı ve dikkatli bakmalısınız etrafınıza. Bazen sağa bakarken hızla solunuzdan geçebilir, yada başınızı sola çevirdiğiniz an solunuzdadır kimbilir. Bazen çimlere uzanıp gözlerinizi kapattığınızda belki tam başınızın üstündeki ağaçta biraz dinleniyordur ya da siz uçsuz bucaksız görünen bir denize dalmışken içinde onlarca balığın arasında yüzüyordur. Tanrının yaratıkları kusursuz değildir ama hepsi doğru bir örgütlenme içine girebilirlerse ona rakip bile olabilirler

13 Nisan 2008 Pazar

kelimeler kafi

muvaffakiyetsizleştiremedilerimizden misin?

Why don't you call me anymore?

Peki peki anladık en iyi şarkıyı yazamadın, en iyi filmi çekemedin hatta en güzel sen bile gülemezsin ama en güzel kızı sen sen kaptın bu yüzden en güzel sen ağlarsın

26 Mart 2008 Çarşamba

hadi hop joanna hadi hop

şu 29 yıllık hayatımın ilk 10 senesi dışında toplasanız 25-30 tane fotoğrafım vardır elimde. Bunların bir kısmının vesikalık olması onların değerini düşürür mü yoksa niceliğin yerlerde süründüğü bu durumda onları daha mı değerli kılar henüz bilmiyorum. Sevgilimle, ailemle, üniversite arkadaşlarımla birlikte olduğum veya asker olduğum dönemlere ait hiç bir görsel kayıt yok sahip olduğum. Bu arada başkalarının elindeki fotoğraflarımda da sürekli bir şaklabanlık halindeyim.
Bunu niye mi yazdım? Sanırım hala geleceğe dair umudum var.

24 Ocak 2008 Perşembe

Eski bir Police şarkısı var şimdi sırada

Dün uzun zamandır yaptığım gibi çizgi roman ve polisiye almak için sahaf gezerken çevremdeki insanlar (aslen hiç tanımadığım diğer müşteriler) film çekmek istediklerinden ya da kant'dan habermas'dan ve bilumum filozoflardan konuşuyorlardı. Deli gibi kıskandım, sinirlendim. Sonra kitapçıya yaklaşıp sessizce Walter Benjamin'in herhangi bir şeyi basıldı mı bu aralar diye sordum bir de çok gerekliymiş gibi açıkladım başka insanları kıskandığımı. bende muhabbet etmek istedim onlarla, anladığım kadarıyla tartışmak istedim beceremedim. Sonra Benjamin ile ilgili cogito'nun sonbahar sayısını alıp çıktım oradan. Sonra başka bir kitapçıdan bir Simenon polisiyesi aldım keyfim yerine geldi.

İnsan gündelik dertlerden kaçarken mi daha insandır yoksa evrensel dertlere kafa yorarken mi?