9 Eylül 2008 Salı

working class hero

Bizden daha zengin insanların evlerine bakıyorduk. Böyle bir evde yaşamak ister misin dedi ve ben cevap vermeden devam etti.
-Bunu istediğini sanmıyorum". İstemek zorunda olduğunu hissediyorsun sanırım ama
zorunda değilsin ve seni rahatsız eden de bu. Ama bütün bunlara yalnızca sen karar
vereceksin.
Sanırım öyle diye cevap verdim içimden" "Böyle bir yaşamım olamayacağı için kendimi dışlanmış hissettim, hatta böyle bir yaşamı istemediğim için daha da dışlanmış hissettim. Meselenin büyük kısmı bundan ibaret dedim kendi kendime.
-efendim, anlamadım.
- yemeği dışarda yiyelim mi bu akşam dedim. Hatta bir şişe de şarap söyleriz yanında.

2 Eylül 2008 Salı

stairway to heaven


yorgundun ama 4 katın merdivenlerini koşarak çıkmama engel değildi bu. defalarca çıkmıştım ama bu sefer daha heyecanlıydım öncekilerden. Kalbim tırmanmaya başlamadan öncede yeterince hızlı çarpıyordu. Şu an bile heyecanlanıyorum hatırlarken.
Durdum nefesimin düzelmesini beklemek için ama bekleyemedim, elimdeki nergisleri kokladım ve arkama sakladım; sonra da zili çaldım.
Görmeyi umduğu son kişi bendim kapıyı açtığında oysa hep demişimdir "Kim O" diye sormadan kapı açılmaz. Nefesini içimde hissettiğmde çiçekleri sımsıkı tutuyordum hala.

1 Eylül 2008 Pazartesi

A Hard Rain's Gonna Fall

Günlerdir bekliyordum yağmuru, kokusunu alır almaz dışarı çıktım. Br sigara yaktım ve ateşin suyla savaşını seyrettim bir kaç dakika ve daha derin çektim içime dumanı ziyan etmemek için.
Damlalar içime işlesin, içimdeki pisliği temizlesin diye biraz daha bekledim.

En son ne zaman yağmur yağmıştı diye düşündüm. İçim kapkara olmuş o günden bu yana.

29 Ağustos 2008 Cuma

Come on Şehrazat, we're going away

Sil baştan yeni bir hayata başlamak mümkün değil. İster saçlarını kestir, ister telefonlarını kapa, ister arkadaşlarını bir daha hiç arama...
Geçmişte yaşanmış her şey istemesen de yanında gelir.

28 Ağustos 2008 Perşembe

last dance with Mary Jane

uyuştur beni,
bit ve yeniden büyü topraktan sonsuza dek.
uyuştur beni,
ben tekrar gülene dek,

27 Ağustos 2008 Çarşamba

nobody's fault but mine

-ne kadar zaman alır insanın birinin yanında kendi gibi olması?
-ben hep olduğum gibiyim
-asla tanıdığım sen olamayacaksın bundan böyle

I put a spell on you


-bende kalan eşyalarını topladım şimdi, alabilirsin yarın
-teşekkür ederim.
-bir gömlek, hani siyah kısa kollu olan , saatin, CD'lerin, kitapların da var.

- bir de ...yeni biri var hayatımda
- mutlu musun?
-tek soru bu mu soracağın?
-mutlu musun?
-merak etmiyor musun? Niye sen değil de o var şimdi
-Cevabını biliyorum, mutlu musun?
-hiç olmadığım kadar değil belki, ama mutluyum.
-Rica etsem sana verdiğim mutsuzluğu da koyabilir misin o pakete?

22 Ağustos 2008 Cuma


kendilerini ifade etmesi ne kolaydır boş kağıtların.

17 Ağustos 2008 Pazar

ayrılanlar için

nihayet ağladım........

hıçkıra hıçkıra, koca bir adam nasıl ağlarsa.

12 Ağustos 2008 Salı

from los angeles california,,,,,, THE DOORS

YA çocukların annelerine duyduğu sevgiyi kıskanan babaysa, ya çocuk babanın sürekli kendini kıskanmasını kaldıramıyorsa ki o boyutta ve yaşta bir canlının kendisinin kat kat büyük birinin baskısını ruhsal sağlığı bozulmadan taşıması kolay değildir; bütün bu delirmeler, babayla yaşanan gerilimler kavgalar babalarımız annelerimizi başka bir erkekle paylaşmak istemediği içinse...
Belkide sorun ödip'te değil LAOIS'tedir

2 Ağustos 2008 Cumartesi

kömür madenleri rahimleridir dev zenci kadınların.
ömürleri kısa yüzlerce çocuk doğururlar her akşam.

1 Ağustos 2008 Cuma

it ain't over till it's over


Dün geceye kadar bittiğini anlamamıştım. Şimdi biliyorum ve kabullenmem gerekiyor sadece. Ve sen her zaman ki ikna edici hiç bir şey söylemiyorsun.

Tabancam tutukluk yaptı ve çekiçle çakmak zorundayım şimdi kurşunu.