16 Haziran 2008 Pazartesi

1-2-3 yetmez

Futbolun politik doğrulukla uzaktan yakından alakası yok. Maalesef herkes bir Tugay Kerimoğlu değil.
Fatih Terim mahallenin bakkalı olsaydı alış-verişten itina ile imtina ederdim. Volkan komşum olsa çoktan kavga etmiş ve tahminen fena bir dayak yemiş olurdum. Emre Belozoğlu için söylenecek çok şey var ama ayıp olur.
Fakat gol olunca seviniyorum işte, Taraftar değilim ama taraf tutmayınca spor çok da eğlenceli değil.

27 Mayıs 2008 Salı

Dünyanın En İlginç Hayvanları

Dünyanın en hızlı koşan, yüzen, uçan hayvanları olarak bilinen canlılar için yeryüzünde bir tek rakip vardır. Varlığı çok az kişi tarafından bilinen bu hayvanın bu özelliği doğadaki görevi ile kıyaslandığında o kadar önemsiz kalır ki, Kolombiya’dan Çin’e kadar yayılmış az sayıdaki araştırmacı da olmasa (aslında sadece iki kişi olan araştırmacılardan Çin’de yaşayan Cherry Tsang ölüm döşeğinde ve o öldüğümde yazacağım kaybolan meslekler konulu yazı için şimdiden Kolombiyalı araştırmacı Mösyö Himenez ile görüşmelere başladım) bu hayvanların kimi öelliklerini asla bilemeyecektik.
Neye benzediğini sorarsanız ben hiç görmedim, resmini çiz deseniz çizemem ama kısa tüylü küçük kafalı, bir köpeğin gözünde ancak bir kedi büyüklüğünde fakat bir fareye göre neredeyse aynı kedi boyundadır. Bu hayvanın bir sinek kuşunun kanatlarından çok daha hızlı çarpan (ve aerodinamik olarak daha gelişmiş) çok sayıda kanadı vardır ve tabi ki bacakları ve solungaçları en az kanatları kadar güçlüdür ve zaman dışında bildiğimiz tüm boyutlarda hareket edebilir. Yine Madam Chang’ın son verdiği bilgiye göre kulaklarının arasında yeni yeni gelişmeye başlayan ve kimsenin daha önce buna benzer bir şey görmemesi sebebiyle anten olarak adlandırdığı ne idüğü belirsiz organ kısa bir süre içinde zamanda yolculuğa imkan verebilecek büyüklük ve hassasiyete ulaşacak. Fakat bunu Madam’ın yaşlılıkla birlikte artan sanrılarına yormak da mümkün olabilir.
Bu özellikleri dışında bu hayvanların niye bu kadar önemli olduğunu hala merak edenler varsa bundan sonrasını dikkatle okusunlar. Onlar hayata dair aradığınız tüm cevapların taşıyıcılarıdır. Onu gördüğünüz anda eğer aklınızda bir soru varsa birden bire bulursunuz cevabı. Madam Tsang ve Mösyö Hİmenez’in aklındaki soruyu tahmin etmek tabi ki çok kolay onlar bunun ne menen bir yaratık olabileceğini düşünüyorlardı ve bilim aşkları onların başka sorulara cevap aramasını engelledi ama sizde tanrının bu mükemmel yaratığını görmek isterseniz daha hızlı ve dikkatli bakmalısınız etrafınıza. Bazen sağa bakarken hızla solunuzdan geçebilir, yada başınızı sola çevirdiğiniz an solunuzdadır kimbilir. Bazen çimlere uzanıp gözlerinizi kapattığınızda belki tam başınızın üstündeki ağaçta biraz dinleniyordur ya da siz uçsuz bucaksız görünen bir denize dalmışken içinde onlarca balığın arasında yüzüyordur. Tanrının yaratıkları kusursuz değildir ama hepsi doğru bir örgütlenme içine girebilirlerse ona rakip bile olabilirler

13 Nisan 2008 Pazar

kelimeler kafi

muvaffakiyetsizleştiremedilerimizden misin?

Why don't you call me anymore?

Peki peki anladık en iyi şarkıyı yazamadın, en iyi filmi çekemedin hatta en güzel sen bile gülemezsin ama en güzel kızı sen sen kaptın bu yüzden en güzel sen ağlarsın

26 Mart 2008 Çarşamba

hadi hop joanna hadi hop

şu 29 yıllık hayatımın ilk 10 senesi dışında toplasanız 25-30 tane fotoğrafım vardır elimde. Bunların bir kısmının vesikalık olması onların değerini düşürür mü yoksa niceliğin yerlerde süründüğü bu durumda onları daha mı değerli kılar henüz bilmiyorum. Sevgilimle, ailemle, üniversite arkadaşlarımla birlikte olduğum veya asker olduğum dönemlere ait hiç bir görsel kayıt yok sahip olduğum. Bu arada başkalarının elindeki fotoğraflarımda da sürekli bir şaklabanlık halindeyim.
Bunu niye mi yazdım? Sanırım hala geleceğe dair umudum var.

24 Ocak 2008 Perşembe

Eski bir Police şarkısı var şimdi sırada

Dün uzun zamandır yaptığım gibi çizgi roman ve polisiye almak için sahaf gezerken çevremdeki insanlar (aslen hiç tanımadığım diğer müşteriler) film çekmek istediklerinden ya da kant'dan habermas'dan ve bilumum filozoflardan konuşuyorlardı. Deli gibi kıskandım, sinirlendim. Sonra kitapçıya yaklaşıp sessizce Walter Benjamin'in herhangi bir şeyi basıldı mı bu aralar diye sordum bir de çok gerekliymiş gibi açıkladım başka insanları kıskandığımı. bende muhabbet etmek istedim onlarla, anladığım kadarıyla tartışmak istedim beceremedim. Sonra Benjamin ile ilgili cogito'nun sonbahar sayısını alıp çıktım oradan. Sonra başka bir kitapçıdan bir Simenon polisiyesi aldım keyfim yerine geldi.

İnsan gündelik dertlerden kaçarken mi daha insandır yoksa evrensel dertlere kafa yorarken mi?

12 Aralık 2007 Çarşamba

GROUNDHOG DAY 2- (FINAL NIGTHMARE ?)

kalk,yüzünü yıka, traş ol,üstüne birşeyler giy, ağzına yiyecek bir şeyler at, kapıyı aç, kapıyı kapa,dışarı çık,yürü,gece vardiyasından dönen sarı tulumlu işçiye selam vermeyi düşün ama çekin, köşeyi dön, servis bekleyen liseli kızdan bakışlarını kaçır ki tedirgin olmasın,yürü.bi sigara yak, sabah sabah sigara içtiğin için pişman ol, sigarayı at, yürü, karşıya geç, aynı otobüs sana yol vermesin saate bak, hızlan, geç kalmamak için çimlere bas, ayakların çamur olsun, bekle, önünden aynı arabalar geçsin, bekle gün bitsin.

Ben de kendimi film eleştirisinden anlar sanırdım.

7 Aralık 2007 Cuma

bi fotoğraf çekinebilir miyiz?

özlem hanım dedi ki (tuketimtoplumu.blogspot.com) berbat bir dönem yaşıyomuşum. Son zamanlarda yazdıklarımı okuyunca öyle düşünmüş. Hiç mi iyi bir şey olmuyor acaba hayatımda diye geçirdim aklımdan ben de. Ama güzel şeyleri yazıp niye bir kenarda saklayayım ki. Sıkıntılarımı yazıp kaldırıyorum, böylece onları dolabın en arkasına dek itebiliyorum zamanla.

1 Aralık 2007 Cumartesi

ilahi adalet! sen yok musun sen

kendinle ilgili hayalin yok mu senin diyor bana.

Ölmeden önce yapmam gereken 100 çılgınlık, görmem gereken 100 film, dinlemem gereken 100 şarkı, gitmem gereken 100 yer yok benim.
Arkadaşlarımı istiyorum yanımda, annem babam nasılsa ölmeyecekler hiç, onlar hep var. bir pikap istiyorum bir mp3 çalar da iyi olur, eksik çizgiromanlarımı tamamlamak, yenilerini almak, güzel bir kitaplık, geniş bir dolap, , istediğm filmi izlemek, istediğm kitabı okumak. bilgisayar olursa oyun oynarım canım istediğinde, sonra sevgilimle sarışıp uyumak istiyorum.

Hayalim mi? robert plant dinlemek istiyorum küçük bir new york kulübünde o olmazsa başka seçenekler sunabilirim

27 Kasım 2007 Salı

sen kuşları boşver

binlerce kuş vardı az önce havada. birilerine göstermek istedim. birileri daha benimle birlikte mutlu olsun istedim. kimse yoktu yanımda

24 Kasım 2007 Cumartesi

"3 from 1" number 2

Uzun bir yol yürürken kafamda parçalarım hep o yolu. önce bakkala kadar varmaktır hedef sonra köşeyi dönmek. İlerideki kırmızı araba olur bazen yolun üçüncü kısmı bazen yokuşun başladığı yer. yol kısalır gözümde böylece; yürümek kolaylaşır.

Artık her sabah o günü bitirebilmek için uyanıyorum. hergün yeni bir başlangıç ve her uyku varılacak yeni bir hedef. askerdeyken öğrendim bunu yapmasını. cezaevindekiler için de son derece uygun gözüküyor bana bu hayat tarzı.

8 Kasım 2007 Perşembe

it's a wonderful life

daha doğduğum ve yaşadığım şehirde yeterince kimseyi tanımazken; hala hiç geçmediğim onlarca mahalle, yol, sokak varken; hiç selam vermediğim belki bir milyon insan, hiç yemeklerini tatmadığım yüzlerce aşçı, dinlemediğim bir çok iyi müzisyen, su içmediğim çeşmeler, keyfini süremediğim çay bahçeleri varken başka şehirler başka ülkeler görmek istemiyorum. hep kıskanıyorum gidenleri bunun farkındayım. büyük işler başaranlara karşı zaman zaman bastıramadığım bir kızgınlığım da var. küçük kalarak mutlu olunabilir ve belki böylesi daha kolaydır. george bailey mutluluğun farkında olmayan bir adamdı. ben henüz mutlu değilim ama inanmak istiyorum.