23 Mart 2010 Salı

yaşam cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktır.

özür dilerim oğlum...

annem ve babam ve bunları okuyorsan bil ki ben, birer katiliz. Tüm diğer anne ve babalar gibi.
Ve şimdi yaşamanın ağır bir bedeli var.



Mükemmel cinayet yoktur. Kendi suçunu bunu düşünerek planla. Anne ve babalar niye daha çok ağlar çocukları öldüğünde bilir misin? Çünkü suç gerçekleştiğinde çoktan kaçmış olmayı ummuşlardır hep, ama yakalanırlar bazen.


Unutma doğan her insan tanrılara sunulan bir kurbandır. Sen doğduğunda yeni bir hayat ile birlikte yeni bir ölüm kattık bu kitaba ve bundan kurtuluş yok. Sebebini çok da anlamadan seviştik ve sen doğdun. artık potansiyel bir ölüsün, geri kalan hayatını buna göre yaşa.

11 Mart 2010 Perşembe

fa fa fa fa fa fa (sad song)

sokak kedileri için üzülmüyorum artık, yollarda ezilmiş köpekler için de. savaşta ölen çocuklar, çöpten yiyecek toplayan kadınlar, dövülüp sokağa atılan yaşlılar, hastalanan sevdiklerim, ölen yakınlarım için de ağlayamıyorum.

oysa ne çok ağlardım ben eskiden. Kendim için üzülmekten başkalarının acılarını anlayamaz olmuşum uzun zamandır.

Bir de tarçın kokusuna katlanamıyorum bir süredir. hepsi kurabiyeleri hatırlatıyor.

child's anthem

Önceleri, seni her sabah görmek için gözlerimi açmam yeterliydi.
Şimdi her gece, gözlerimi seni görebilmek için kapatıyorum

17 Şubat 2010 Çarşamba

moving pictures

Bende kalan tek fotoğrafta sen yine gülümsüyordun ve ben yine çirkindim son baktığımda. Sanırım değişmemiştir o günden beri.
Şimdi bir parça kağıdın arasında gizlenmiş o fotoğrafı, kitapların arasına, kazakların altına, dolabın arkasına saklıyorum.

seni unuttuğum gün fotoğrafının da kaybolmuş olmasını umuyorum



-Rüyamda aşık oldum dün gece. Hala hatırladıkça mutlu oluyorum

16 Şubat 2010 Salı

magic bus

otobüste başını cama yaslayıp uyumuş: son durakta inecek bir adamın rahatlığı ve ineceği durağı kaçrmaktan korkarak sürekli sıçrayan diğer bir adamın tedirginliğini içinde barındıran cümledir

"seni seviyorum ama sana aşık değilim"

stay

gitmek dönülecek bir yer yoksa anlamsızdır.
gittiğinizi yerde yaşadığınız iyi ve kötü herşey siz dönünce hatıralara dönüşür. hatırladıkça çoğalır hisleriniz.
çektiğiniz fotoğraflar ulaşmanın kanıtıdır. bu yüzden dönünce tab edilir bütün filmler; arkadaşlara göstermek için özel seanslar düzenlenir.
dönünce daha önce sarılmadığınız gibi sarılırsınız yastığınıza, annenize, sevgilinize. sanki giden onlar bekleyen sizmişsiniz gibi.

- çok özlediğimi biliyorsun değil mi?
- sadece kötü bir rüya bu gördüğün. Asla dönmeyeceğime göre gitmiş sayılmam ki.

25 Ocak 2010 Pazartesi

toto'dan dinliyoruz.

-yarım saate oradayım. Birşey lazım mı?
-Sen şarap getirsen yeter. Aşkı ben hallederim.

25 Aralık 2009 Cuma

boys don't cry

Genel kanının aksine erkeklerin romantik, kadınların ise pragmatist olduğunu anlamak çok kolaydır
Zor olan ise akıllı ve romantik bir adam ve iyi kalpli ve pragmatist bir kadın bulmaktır

24 Aralık 2009 Perşembe

you're lost little girl-the doors söylüyor

Gerçekten sevdiği birini kaybeden var mı içinizde?

Bahsettiğim ölüm değil. ölünün yeri hakkında, konuya nasıl yaklaştığınıza göre değişebilecek bir fikriniz mutlaka vardır. Ben gerçek bir kayıptan bahsediyorum.

Nerede olduğunu bilmeden; ne yaptığını, nasıl göründüğünü hayal ederek, hangi şehirde bile olduğunu bilmediğiniz bir evdeki kokuyu rüyalarınızda hissetmeyi umarak ; bırakın mutlu olup olmadığını, yaşayıp yaşamadığından bile emin olamadan kaybettiniz mi birini hiç?

Okuduğunuz tüm polisiyeler şunu söyleyebilir size. Bulunmak istemeyen birini ortaya çıkarmak asla iyi sonuçlar doğurmaz. Hem adını bile bilmediğiniz birini nasıl arayabilirsiniz ki?

11 Aralık 2009 Cuma

Traveler in Time

Üzerinden aylar geçmiş oluyor bazen, yaşattığı travmaya göre bazen seneler. Beni tersleyenlere, canımı sıkanlara bir şey söylemediysem sadece başımı eğip sustuysam eğer, birdenbire bir cevap geliyor aklıma kimi zaman.

Sonra tüm yaşananlar bu yeni senaryo çerçevesinde bir daha yaşanıyor kafamın içinde bir yerlerde. Hikaye bitince düşünüyorum geçmişteki davranışım, söylediklerim farklı olsa bugün olanlar farklı olur muydu?

Geçmiş nasıl olması gerektiyse o şekilde yaşanmıştır, tıpkı bugün gibi.

Script for a jester's tear

geçtim bir sanat şaheseri yaratmayı, eli yüzü düzgün bir paragraf bile yazamazken; Burada kendi ızdırabını sayıklayan bir soytarı olmamın kime ne faydası var,

kış şarkısı

Biliyorum ki mutlu bir hayatım yok, kimin var ki?
Ama kendimi üzmek için sarf ettiğim bu çaba niye?

Tıpkı blade runner'daki androidler gibiyim, yaşadığımı hissetmek için kalbimi kamçılıyorum